Gulum
New member
Örneğin 27 yaşındaki bir kadın, üç aydır görüştüğü kişinin kendisiyle düzenli iletişim kurduğunu, plan yaptığını ve zor zamanlarında yanında olduğunu görebilir. Buna rağmen ilişkinin geleceği hakkında hiç konuşulmaması, kadında bir belirsizlik duygusu oluşturabilir. Çünkü davranışların olumlu olması ile iki kişinin aynı ilişkiyi isteyip istemediğini bilmek aynı şey değildir.
Başka bir kadın ise 35 yaşında olabilir, daha önce uzun bir ilişki yaşamış olabilir ve yeni tanıştığı kişiye karar vermek için altı ay ayırmayı tercih edebilir. Bu kadın açısından zaman kaybı endişesinden çok, geçmişte gözden kaçırdığı uyumsuzlukları bu kez daha dikkatli değerlendirmek önemli olabilir.
Bu örnekler, kadınların aynı konuyu farklı biçimlerde ele alabileceğini gösteriyor.
Duygusal güven neden bu kadar önemli?
Duygusal güven, yalnızca güzel sözler duymak veya sürekli ilgi görmek değildir. Bir kişinin kendi düşüncelerini rahatça ifade edebilmesi, hayır diyebilmesi, anlaşmazlık yaşadığında aşağılanmayacağını bilmesi ve karşı tarafın davranışlarını genel olarak öngörebilmesiyle ilgilidir.
Bir kadın, görüştüğü kişinin kendisine her gün mesaj atmasından çok, verdiği sözleri tutmasına önem verebilir. Bir başkası için ise düzenli iletişim, sevginin ve ilginin önemli bir göstergesidir. İki yaklaşım da kendi içinde anlaşılabilir; önemli olan beklentilerin karşılıklı olarak ifade edilmesidir.
Özellikle belirsiz ilişkilerde sorun, her zaman taraflardan birinin daha fazla sevmesi değildir. Bazen iki kişi de birbirinden hoşlanır ancak ilişkinin ne anlama geldiğine dair farklı varsayımlarla hareket eder.
Bir taraf, üç aydır görüşüyor olmayı artık sadakat beklentisinin doğal olduğu şeklinde yorumlayabilir. Diğer taraf ise bu konu açıkça konuşulmadığı için hâlâ birbirlerini tanıdıklarını düşünebilir. Çatışmanın temelinde duyguların azlığı değil, beklentilerin tanımlanmamış olması yatabilir.
Toplumsal baskı ve zaman algısı
Evlilik, yaş, aile beklentileri ve çocuk sahibi olma düşüncesi de bazı kişilerin ilişki zamanlamasını etkileyebilir. Ancak bunların her kadında aynı biçimde çalıştığını söylemek mümkün değildir.
Ailesinin evlilik beklentisini yoğun biçimde hisseden bir kadın, ilişkinin geleceğini daha erken konuşmak isteyebilir. Kariyerine odaklanan, evliliği öncelikli görmeyen veya önceki ilişkisinden sonra yeniden güven oluşturmak isteyen bir kadın ise daha uzun bir tanışma sürecini tercih edebilir.
Pew Research Center'ın 2019 yılında yaptığı ve 2020'de yayımladığı ABD araştırmasında, bekâr yetişkinlerin yüzde 37'si toplumdan, yüzde 31'i ailelerinden ciddi bir ilişki kurma yönünde en azından bir miktar baskı hissettiğini belirtmiştir. Araştırmada 18-29 yaş grubundakilerin yüzde 53'ü toplumdan böyle bir baskı hissettiğini bildirmiştir.
Bu sonuçlar, toplumsal beklentilerin ilişki kararlarını etkileyebileceğini gösteriyor. Ancak araştırma ABD'de yapılmıştır; oranları doğrudan Türkiye'ye uyarlamak doğru olmaz. Ayrıca bulgular, kadınların erkeklerden daha fazla ilişki baskısı hissettiğini tek başına kanıtlamaz.
Bence burada sorulması gereken soru şu: Bir insan gerçekten ilişkiye hazır olduğu için mi acele ediyor, yoksa çevresindeki insanların beklentilerini karşılamak için mi?
Bu ayrım, ilişkinin kaç ayda başladığından çok daha önemli olabilir.
4. BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NE SÖYLÜYOR?
Kişisel deneyimler ilişki hakkında fikir verse de bunları bilimsel bulgularla karşılaştırmak, aceleci sonuçlara ulaşmamayı sağlar.
Araştırma 1: İlişki süresi ve bağlılık arasındaki bağlantı
2022'de yayımlanan ve Journal of Social and Personal Relationships dergisinde yer alan, 1.345 flört eden bireyin verilerini inceleyen bir araştırma, romantik ilişkinin süresi ile ilişkiye bağlılık arasındaki bağlantıyı değerlendirmiştir.
Araştırmanın modelinde bağlılık, ortalama ilişki süresinin yaklaşık 1,43 yıl olduğu noktada, her ek yıl için yaklaşık 0,44 standart sapma artışla ilişkilendirilmiştir. Modelde bağlılığın yaklaşık 2,99 yıllık ilişki süresinde zirveye ulaştığı, daha sonra düşüş eğilimi gösterdiği tahmin edilmiştir. Bununla birlikte sonuçlar, kaygılı bağlanma düzeyine göre değişmiştir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bu bulgular, insanların ciddi ilişkiye başlamak için üç yıl beklemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Araştırma, ilişki başladıktan sonraki süre ile bağlılık arasındaki ilişkiyi inceliyor; ilk tanışmadan kaç ay sonra sevgili olunması gerektiğini belirlemiyor.
Dolayısıyla bu çalışmadan çıkarılabilecek makul sonuç, bağlılığın zaman içinde gelişebileceği ancak ilişkinin süresinin tek başına bağlılığı açıklamaya yetmediğidir.
Kaynak: Romantic Duration, Relationship Quality, and Attachment Insecurity among Dating Couples, 2022.
Araştırma 2: Erkekler ve kadınlar flört sürecinde aynı zorlukları mı yaşıyor?
Pew Research Center'ın 2019'da 4.860 ABD'li yetişkinle gerçekleştirdiği araştırmada, flört deneyimleri ve ilişki beklentileri arasında bazı cinsiyet farklılıkları bulunmuştur.
Araştırmaya göre flörtün zorlaştığını düşünenlerin oranı kadınlarda yüzde 55, erkeklerde yüzde 39'dur. Flörtün daha riskli hâle geldiğini düşünenler arasında da kadınlar, erkeklere kıyasla daha yüksek oranlarda fiziksel risk, taciz veya aldatılma ihtimalini dile getirmiştir.
Aynı araştırmada, flört ettiği kişi tarafından cinsel ilişkiye zorlandığını bildirenlerin oranı kadınlarda yüzde 42, erkeklerde yüzde 19'dur. Bu sonuç, bazı kadınların yeni bir ilişkiye girerken güvenlik ve sınırlar konusuna neden özel önem verebileceğini anlamaya yardımcı olur.
Bununla birlikte araştırma, kadınların her zaman duygusal, erkeklerin ise her zaman mantıklı davrandığını göstermiyor. Bulgular, flört deneyimlerinin ve karşılaşılan risklerin bazı gruplarda farklılaşabildiğini gösteriyor.
Kaynak: Pew Research Center, Personal Experiences and Attitudes of Daters, 2020.
www.pewresearch.org
Araştırma 3: Günümüz ilişkilerinde beklentiler neden çatışabiliyor?
Aynı araştırmada, flört eden ve ilişki arayan yetişkinlerin yüzde 75'i son bir yılda yeni insanlarla tanışmanın bir ölçüde zor olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların yüzde 53'ü beklentileriyle aynı türden bir ilişki isteyen kişiyi bulmayı güçlüklerden biri olarak göstermiştir.
Bu bulgu, ciddi ilişki arayan insanların karşılaştığı temel sorunlardan birinin yalnızca uygun birini bulmak değil, o kişinin de aynı şeyi isteyip istemediğini anlamak olduğunu düşündürüyor.
Bir kişi düzenli görüşmeyi ciddi ilişkiye doğru ilerlemek olarak yorumlarken diğeri bunu yalnızca flört olarak görebilir. İki tarafın beklentileri konuşulmadığında, geçen her ay farklı anlamlar kazanabilir.
Bu nedenle araştırmalardan çıkarılabilecek genel ders, ilişkiyi değerlendirirken yalnızca süreyi değil, beklentilerin ne kadar örtüştüğünü de dikkate almaktır.
5. ERKEK VE KADIN BAKIŞ AÇILARININ KARŞILAŞTIRMASI
Erkeklerin daha veri odaklı, kadınların ise daha duygusal bir yaklaşım sergilediği varsayımı yerine, ilişki kararında hangi ihtiyaçların öne çıkabileceğini karşılaştırmak daha sağlıklı olur.
Erkeğin değerlendirebileceği konular
- İlişkinin günlük hayatına ve sorumluluklarına uyup uymadığı.
- Uzun vadeli hedeflerin ve yaşam tarzlarının örtüşmesi.
- Karşılıklı güvenin ve iletişimin zaman içinde tutarlı olup olmadığı.
- İlişkinin getireceği sorumluluklara hazır hissedip hissetmediği.
Kadının değerlendirebileceği konular
- Karşı tarafın niyetinin açık ve anlaşılır olup olmadığı.
- Duygusal güvenin, saygının ve sınırların korunup korunmadığı.
- İlişkinin belirsizliğinin kendisini nasıl etkilediği.
- Aile, kariyer ve geleceğe ilişkin beklentilerin uyumu.
Bu iki liste birbirinin karşıtı değildir. Bir erkek de duygusal güvene önem verebilir; bir kadın da ekonomik uyumu, yaşam planlarını ve uzun vadeli sorumlulukları öncelikli görebilir.
Başka bir kadın ise 35 yaşında olabilir, daha önce uzun bir ilişki yaşamış olabilir ve yeni tanıştığı kişiye karar vermek için altı ay ayırmayı tercih edebilir. Bu kadın açısından zaman kaybı endişesinden çok, geçmişte gözden kaçırdığı uyumsuzlukları bu kez daha dikkatli değerlendirmek önemli olabilir.
Bu örnekler, kadınların aynı konuyu farklı biçimlerde ele alabileceğini gösteriyor.
Duygusal güven neden bu kadar önemli?
Duygusal güven, yalnızca güzel sözler duymak veya sürekli ilgi görmek değildir. Bir kişinin kendi düşüncelerini rahatça ifade edebilmesi, hayır diyebilmesi, anlaşmazlık yaşadığında aşağılanmayacağını bilmesi ve karşı tarafın davranışlarını genel olarak öngörebilmesiyle ilgilidir.
Bir kadın, görüştüğü kişinin kendisine her gün mesaj atmasından çok, verdiği sözleri tutmasına önem verebilir. Bir başkası için ise düzenli iletişim, sevginin ve ilginin önemli bir göstergesidir. İki yaklaşım da kendi içinde anlaşılabilir; önemli olan beklentilerin karşılıklı olarak ifade edilmesidir.
Özellikle belirsiz ilişkilerde sorun, her zaman taraflardan birinin daha fazla sevmesi değildir. Bazen iki kişi de birbirinden hoşlanır ancak ilişkinin ne anlama geldiğine dair farklı varsayımlarla hareket eder.
Bir taraf, üç aydır görüşüyor olmayı artık sadakat beklentisinin doğal olduğu şeklinde yorumlayabilir. Diğer taraf ise bu konu açıkça konuşulmadığı için hâlâ birbirlerini tanıdıklarını düşünebilir. Çatışmanın temelinde duyguların azlığı değil, beklentilerin tanımlanmamış olması yatabilir.
Toplumsal baskı ve zaman algısı
Evlilik, yaş, aile beklentileri ve çocuk sahibi olma düşüncesi de bazı kişilerin ilişki zamanlamasını etkileyebilir. Ancak bunların her kadında aynı biçimde çalıştığını söylemek mümkün değildir.
Ailesinin evlilik beklentisini yoğun biçimde hisseden bir kadın, ilişkinin geleceğini daha erken konuşmak isteyebilir. Kariyerine odaklanan, evliliği öncelikli görmeyen veya önceki ilişkisinden sonra yeniden güven oluşturmak isteyen bir kadın ise daha uzun bir tanışma sürecini tercih edebilir.
Pew Research Center'ın 2019 yılında yaptığı ve 2020'de yayımladığı ABD araştırmasında, bekâr yetişkinlerin yüzde 37'si toplumdan, yüzde 31'i ailelerinden ciddi bir ilişki kurma yönünde en azından bir miktar baskı hissettiğini belirtmiştir. Araştırmada 18-29 yaş grubundakilerin yüzde 53'ü toplumdan böyle bir baskı hissettiğini bildirmiştir.
Bu sonuçlar, toplumsal beklentilerin ilişki kararlarını etkileyebileceğini gösteriyor. Ancak araştırma ABD'de yapılmıştır; oranları doğrudan Türkiye'ye uyarlamak doğru olmaz. Ayrıca bulgular, kadınların erkeklerden daha fazla ilişki baskısı hissettiğini tek başına kanıtlamaz.
Bence burada sorulması gereken soru şu: Bir insan gerçekten ilişkiye hazır olduğu için mi acele ediyor, yoksa çevresindeki insanların beklentilerini karşılamak için mi?
Bu ayrım, ilişkinin kaç ayda başladığından çok daha önemli olabilir.
4. BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NE SÖYLÜYOR?
Kişisel deneyimler ilişki hakkında fikir verse de bunları bilimsel bulgularla karşılaştırmak, aceleci sonuçlara ulaşmamayı sağlar.
Araştırma 1: İlişki süresi ve bağlılık arasındaki bağlantı
2022'de yayımlanan ve Journal of Social and Personal Relationships dergisinde yer alan, 1.345 flört eden bireyin verilerini inceleyen bir araştırma, romantik ilişkinin süresi ile ilişkiye bağlılık arasındaki bağlantıyı değerlendirmiştir.
Araştırmanın modelinde bağlılık, ortalama ilişki süresinin yaklaşık 1,43 yıl olduğu noktada, her ek yıl için yaklaşık 0,44 standart sapma artışla ilişkilendirilmiştir. Modelde bağlılığın yaklaşık 2,99 yıllık ilişki süresinde zirveye ulaştığı, daha sonra düşüş eğilimi gösterdiği tahmin edilmiştir. Bununla birlikte sonuçlar, kaygılı bağlanma düzeyine göre değişmiştir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bu bulgular, insanların ciddi ilişkiye başlamak için üç yıl beklemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Araştırma, ilişki başladıktan sonraki süre ile bağlılık arasındaki ilişkiyi inceliyor; ilk tanışmadan kaç ay sonra sevgili olunması gerektiğini belirlemiyor.
Dolayısıyla bu çalışmadan çıkarılabilecek makul sonuç, bağlılığın zaman içinde gelişebileceği ancak ilişkinin süresinin tek başına bağlılığı açıklamaya yetmediğidir.
Kaynak: Romantic Duration, Relationship Quality, and Attachment Insecurity among Dating Couples, 2022.
Araştırma 2: Erkekler ve kadınlar flört sürecinde aynı zorlukları mı yaşıyor?
Pew Research Center'ın 2019'da 4.860 ABD'li yetişkinle gerçekleştirdiği araştırmada, flört deneyimleri ve ilişki beklentileri arasında bazı cinsiyet farklılıkları bulunmuştur.
Araştırmaya göre flörtün zorlaştığını düşünenlerin oranı kadınlarda yüzde 55, erkeklerde yüzde 39'dur. Flörtün daha riskli hâle geldiğini düşünenler arasında da kadınlar, erkeklere kıyasla daha yüksek oranlarda fiziksel risk, taciz veya aldatılma ihtimalini dile getirmiştir.
Aynı araştırmada, flört ettiği kişi tarafından cinsel ilişkiye zorlandığını bildirenlerin oranı kadınlarda yüzde 42, erkeklerde yüzde 19'dur. Bu sonuç, bazı kadınların yeni bir ilişkiye girerken güvenlik ve sınırlar konusuna neden özel önem verebileceğini anlamaya yardımcı olur.
Bununla birlikte araştırma, kadınların her zaman duygusal, erkeklerin ise her zaman mantıklı davrandığını göstermiyor. Bulgular, flört deneyimlerinin ve karşılaşılan risklerin bazı gruplarda farklılaşabildiğini gösteriyor.
Kaynak: Pew Research Center, Personal Experiences and Attitudes of Daters, 2020.
2. Personal experiences and attitudes of daters
Most people who are on the dating market say their dating life is not going well and that it’s been hard to find people to date. They give a variety…
Araştırma 3: Günümüz ilişkilerinde beklentiler neden çatışabiliyor?
Aynı araştırmada, flört eden ve ilişki arayan yetişkinlerin yüzde 75'i son bir yılda yeni insanlarla tanışmanın bir ölçüde zor olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların yüzde 53'ü beklentileriyle aynı türden bir ilişki isteyen kişiyi bulmayı güçlüklerden biri olarak göstermiştir.
Bu bulgu, ciddi ilişki arayan insanların karşılaştığı temel sorunlardan birinin yalnızca uygun birini bulmak değil, o kişinin de aynı şeyi isteyip istemediğini anlamak olduğunu düşündürüyor.
Bir kişi düzenli görüşmeyi ciddi ilişkiye doğru ilerlemek olarak yorumlarken diğeri bunu yalnızca flört olarak görebilir. İki tarafın beklentileri konuşulmadığında, geçen her ay farklı anlamlar kazanabilir.
Bu nedenle araştırmalardan çıkarılabilecek genel ders, ilişkiyi değerlendirirken yalnızca süreyi değil, beklentilerin ne kadar örtüştüğünü de dikkate almaktır.
5. ERKEK VE KADIN BAKIŞ AÇILARININ KARŞILAŞTIRMASI
Erkeklerin daha veri odaklı, kadınların ise daha duygusal bir yaklaşım sergilediği varsayımı yerine, ilişki kararında hangi ihtiyaçların öne çıkabileceğini karşılaştırmak daha sağlıklı olur.
Erkeğin değerlendirebileceği konular
- İlişkinin günlük hayatına ve sorumluluklarına uyup uymadığı.
- Uzun vadeli hedeflerin ve yaşam tarzlarının örtüşmesi.
- Karşılıklı güvenin ve iletişimin zaman içinde tutarlı olup olmadığı.
- İlişkinin getireceği sorumluluklara hazır hissedip hissetmediği.
Kadının değerlendirebileceği konular
- Karşı tarafın niyetinin açık ve anlaşılır olup olmadığı.
- Duygusal güvenin, saygının ve sınırların korunup korunmadığı.
- İlişkinin belirsizliğinin kendisini nasıl etkilediği.
- Aile, kariyer ve geleceğe ilişkin beklentilerin uyumu.
Bu iki liste birbirinin karşıtı değildir. Bir erkek de duygusal güvene önem verebilir; bir kadın da ekonomik uyumu, yaşam planlarını ve uzun vadeli sorumlulukları öncelikli görebilir.