Tutarlılık ne demek türkçe ?

Dilan

Global Mod
Global Mod
Tutarlılık Ne Demek?

Bir gün sabah kahvemi içerken, eski bir dostum bana bir hikâye anlatmaya başladı. Hikâye, onun hayatında en çok anlam taşıyan anlardan biriydi. “Tutarlılık,” dedi, “bazen yaşamın en önemli parçasıdır, bazen ise unutulması gereken bir yük.” Anlatmaya başladığında, düşündüm ki belki de "tutarlılık" kavramı, hepimizin hayatında farklı şekillerde şekilleniyor ve bir insanın dünyayı nasıl algıladığını en çok yansıtan şeylerden biri oluyor. Hikâyeye geçmeden önce, belki de tutarlılıkla ilgili biraz kafa karıştıran bu fikirleri daha da netleştirmeliyim.

Bir Kasaba, Bir Kayıp ve Bir Karar

Bir zamanlar, her şeyin düzenli olduğu, sakin bir kasaba vardı. Kasabanın halkı, belirli bir düzene sahipti ve herkes ne yapacağını, nerede olacağını, ne zaman karar vereceğini gayet iyi bilirdi. Ama bir gün, kasabanın sakinlerinden biri kayboldu. Adı Emre’ydi, kasabanın en güvenilir iş adamıydı, herkes ona güveniyor ve işlerini sorunsuzca yapıyordu. Kimse, bir sabah Emre'nin evini terk edip kaybolduğuna inanamadı.

Kadınlar ve erkekler, kaybolan bu kişi hakkında farklı şekillerde düşündüler. Kadınlar, Emre’nin kaybolmasını kasaba halkı ile ilgili bir soruna bağladılar. “Emre’nin kaybolması,” dedi Ayşe, kasabanın en eski sakinlerinden biri, “belki de kasaba düzeninde bir eksiklik olduğunu gösteriyor. Belki de birbirimize yeterince vakit ayırmıyoruz, belki de hepimizi kapsayan bir empati eksikliği var.” Ayşe’nin bu sözleri, kasabanın geri kalan kadınlarını derinden etkiledi. Onlar, kasaba halkı arasındaki bağların kopmuş olabileceğine ve birbirlerine daha yakın olmaları gerektiğine inanıyorlardı.

Erkeklerse daha farklı düşündüler. Kasabanın önde gelenlerinden biri olan Cem, “Emre kaybolmuş olabilir, ama kasaba hala işliyor. Hayat devam etmeli. Bizim yapmamız gereken, kaybolan kişinin izini sürmek, sorunu bulmak ve onu çözüme kavuşturmaktır,” dedi. Cem’in sözüne katılan diğer erkekler, kasabanın bir çözüme ihtiyaç duyduğunu ve çözümü bulmanın onları kasaba halkı olarak güçlü kılacağını düşünüyorlardı. Onlar, sorunu sadece pratik bir şekilde çözmeye odaklanıyorlardı.

Çözüm Arayışı ve Sosyal Dinamikler

İç içe geçmiş bu iki bakış açısı, kasaba halkını ikiye böldü. Kadınlar, kasabanın kaybolan parçasını yalnızca fiziksel bir eksiklik olarak değil, toplumsal bir problem olarak görüyordu. Onlara göre, kasaba artık birbirine bağlı değildi ve bu kayboluş, bu bağlılığın kaybolduğunun bir işaretiydi. Fakat erkekler, bu sorunun daha mantıklı ve sistematik bir çözümü olduğunu düşündüler. Onlar için kaybolan birinin bulunması, kasabanın sorumluluklarıydı ve sorumluluğu yerine getirmek, kasabanın düzgün işleyişini sağlamak demekti.

Her iki grup da doğruydu, ancak farklı bakış açılarıydı. Kadınlar, bu kayboluşun kasabanın ilişkisel bağlarıyla ilgili olduğunu savunurken, erkekler çözümün mantıklı ve stratejik düşünme ile bulunduğunu düşünüyorlardı. Bu farklı yaklaşımlar, aslında tarihsel olarak toplumların içindeki cinsiyet rollerinin ve sosyal dinamiklerin nasıl şekillendiğini de gözler önüne seriyordu. Kadınlar genellikle empatik ve toplumsal bağlara dayalı çözümler önerirken, erkekler daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşma eğilimindedir.

Tutarlılık ve Değişim Arasındaki İnce Çizgi

Aylar geçtikçe, kasaba halkı kaybolan Emre’yi bulmayı başaramadı. Kasaba halkı, sorunun çözümüne dair birbirlerinden ne kadar farklı düşündüklerini fark ettiler. Olay, kasaba halkını daha yakınlaştırdı, ancak aynı zamanda bazı değişimlere de neden oldu. Kadınlar, kasabanın ilişkilerinin iyileştirilmesi gerektiğini savunarak, birbirlerine daha çok zaman ayırmaya başladılar. Erkekler ise, stratejik düşüncelerini bir kenara bırakıp, sosyal yapıyı gözden geçirme gerekliliğini kabul ettiler.

Sonunda, kasaba halkı bir karar aldı. Kasaba, sadece işlerin düzgün yürütülmesinin değil, aynı zamanda bireylerin birbirleriyle olan bağlarının güçlendirilmesinin de önemli olduğunu kabul etti. Tutarlılık, her bireyin çözüm önerilerinin eşit derecede değerli olduğu bir yerleşim yeri haline gelmekti. Kasaba halkı, tutarlılığın sadece pratikte değil, insan ilişkilerinde de var olması gerektiğini öğrendi.

Düşünmeye Davet

Hikâye size ne ifade etti? Tutarlılık, gerçekten her durumda doğru olan şey midir? Yoksa bazen değişim ve empati, toplumsal yapıyı iyileştirebilir mi? Kadınların ilişkisel yaklaşımları ve erkeklerin çözüm odaklı düşünceleri, aslında bizim toplumsal normlarımızla nasıl şekilleniyor? Birinin tutarlılığı sağlamak için sadece stratejik düşünmek yeterli mi, yoksa empatik bir yaklaşımın da katkısı olmalı mı?

Kasaba halkının deneyimlerinden öğrenilen ders, belki de yaşamın her alanında birbirimizi anlamak ve farklı bakış açılarına saygı duymak gerektiğidir. Tutarlılık, sadece bir düzen değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin sağlıklı olabilmesi için ortak bir payda oluşturmak anlamına gelir. Peki, sizce bir toplumda tutarlılığı sağlamak için daha çok ne yapılabilir?

Kaynaklar:

- "The Social Construction of Gender," Judith Lorber, 1994.

- "Gender and Power: Society, the Person and Sexual Politics," Raewyn Connell, 1987.